Cunda’da Yeme – İçme İçin Küçük Tavsiyeler

0
1516
views

Öncelikle Erdek – Narlı Köyü’nde büyümüş biri olarak bizim oraların tamamı Selanik göçmenidir fakat bugün gitseniz ne yemek kültürü ne de günlük yaşama dair gelenekler, mimari yapılar maalesef hayatta değildir. Beni ilk etapta Cunda konusunda bu kadar etkileyen şey Girit göçmeni olan bu insanların tüm geçmişlerine, kültürlerine son derece bağlı kalmış olmaları. Bu sebepledir ki yemek yiyebileceğiniz, gerekirse bir iki kadeh bir şeyler içebileceğiniz çok hoş Girit Restoranları bulabilmeniz oldukça kolay.

Bense burada bu restoranlardan birine değinmek istiyorum.

Cunda’nın en meşhur restoranı malum adıyla tadıyla Bay Nihat ve açıkçası lezzetleriyle de bunu hak ediyor. Popüler Bay Nihat dışında bir şey deneyeyim diyorsanız size nur topu gibi bir tavsiyem var ama bazı şeyleri göze almanız gerekiyor. Tamam tamam hemen anlatıyorum.

Lal Girit Mutfağı

Öncelikle burası bildiğiniz bir aile işletmesi… Mutfakta arka kısımda çalışan iki kişi ve serviste 1 garson harici restoranda Emine Hanım, eşi Yusuf Bey ve kızlarının siparişte –serviste – hoş beşte ve kasada bulunduğu küçük bir işletme.

Eğriye eğri doğruya doğru! Eğer İstanbul’da ya da başka bir yerde alışık olduğunuz, hızlı servis, bakınca ne istediğimi anlayıp getiren garson arıyorsanız öncelikle hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Oldukça sakin, aceleden uzak, tadını çıkartacak bir havada olmalısınız. Eşim ve annemle güzel bir masaya otururuz düşüncesiyle gittik ama tabi malum rezervasyon şart olmayınca, biraz aranıp taranıp yol kenarında da olsa mutlu olacağımız bir masa bulduk. Bu yüzden beklentiyi yüksek tutmayın derim. Buraya kadar güzel yerdik de ee övmeyecek miyiz? Tabii ki sapına kadar öveceğiz. Öncelikle sipariş için içeri girip soğuk meze dolabına ve sıcaklara bakarken Emine Hanım ile tanışıyorsunuz. Siparişi verme işlemi bitmeye yaklaşırken “hanım” kalkmış olmuş Emine Abla. Bakın daha bir yudum içilmemiş! Yani kendisi çok hoş sohbet, deli dolu, tahmin edilemez bir kadın. Eeh bir göçmenlik sohbeti olmuyor değil aramızdan. Biz de Selanik’ten gelmişiz derken bir bakıyorum Emine Abla her şeyi sırrına kadar anlatıyor, öyle içten.

Onun tavsiyeleriyle kekikli karidesten, mürekkebiyle ahtapota, semizotu salatasından, patlıcandan Girit lokumuna, kırmızı biber dolmasından cevizli atoma kadar harika bir sofra kurulmuş. Her şey taptaze, doğal, zeytinyağlı ve ege otlarıyla yapılmış. Her şey Emine Abla’nın ninelerinden öğrendiği Girit usulünde göre yapılmış. Ehh dediğimiz gibi yemekler biraz yavaş geliyor. Arada bir ağzınızın suyu akarak etrafa bakıyorsunuz sırada ne var diye düşünüp duruyorsunuz. Ama sabredin emin olun pişman olmayacaksınız. Tabii unutmadan eğer siz et – balık tarzı işler arıyorsanız yanlış yerdesiniz. Sadece sıcak ve soğuk Girit ev yemekleri/mezeleri bulabileceğiniz bir yerdesiniz, tadını çıkartın.

Peki ya var mı güzel şarap derseniz – bilme der misiniz – size güzel bir haberim var!

Vino Şarap Evi

Öncelikle minicik, dar mı dar taş bir sokakta, ufacık iki katlı bir mekan gibi görünüyor Vino Şarap Evi. Aslında sizi sarmaşıklarla örülü binanın önünde eski paket taşlı sokakta, zemin düzgün olmadığı için arada bir varsın yamulsun dediğiniz masalara buyuruyor. En güzel şarapları ve özellikle (sanırım 30’a yakın) değişik meyve likörünün keyfini çıkartmaya davet ediyor. Son derece ilgili genç garsonları size likörlerle ya da şaraplarla alakalı çok güzel bilgiler veriyorlar. Öğrendiğimize göre anlaşmalı oldukları bir şarap bağı ile kendi şaraplarını yaptırıp satıyorlar.

Benim hem kaldığım otelde hem de orada denediğim hayran kaldığım bir şarap vardı, söylemeden/göstermeden geçemeyeceğim. Aşağıdaki fotoğraflar benim otelde çektiğim şişeler ait fakat aynılarını Vino Şarap Evi’nde de içebilirsiniz.

Likörlerden de sadece nar likörünü (yukarıdaki fotoğrafta paylaştığım) denedik. O da çok harikaydı. O güzelim el yapımı likörlerden nasıl sadece bir tane denediniz dediğinizi duyar gibiyim. Aslında şöyle; bizim Serra ile bir adetimiz var. Bir yeri gezmeye başladığımızda ara ara bir yerlerde durur bir şarap ne bileyim bir bira içer enerji doldurur ve yola devam ederiz. Yine o gün Rahmi Koç müzesini ve Necdet Kent kitaplığını gezmiştik. Sonra şöyle güneşin altında gel bir kırmızı şarap içelim de kendimize gelelim (ya da iyice kendimizden geçelim mi demeliyim J) demiştim. Bu sebeple güzelim likörleri es geçtik ama bir dahaki sefere kendime sözüm var likörlerden tadım seti gibi alıp hemen hemen hepsinden denemek istiyorum.

Ee bir de yeni filizlenen bir aşkımız var, o da Kokteyl!

Orman Coffee/Cocktail…

Cunda’da nerede kokteyle içeriz derseniz, bende kalıyorsunuz, sakin oluyorsunuz size harika bir yer öneriyorum. Orman Coffee/Cocktail… Cunda daha da turistik hale gelmesiyle anladım ki işletmeci kitlesi de yavaş yavaş değişmeye gelişmeye başlamış. Adanın işlek iç kesimlerinde çok fazla gençlere hitap eden ve yine daha genç nesil diyebileceğim 25 – 40 yaşlarındaki insanların çalıştığı/işlettiği bir çok mekan açılmış. Bunlardan benim en çok iliğimi çeken şüphesiz aldığım tavsiye ile Orman oldu.

Öncelikle efendim içerisi o kadar güzel döşenmiş ki, rahat hatta o meşhur tabirle son derece “cozzy“ bir ortam mevcut. Güzel bir de kedileri var içerde fink atan. Bar masası, ahşap raflar ve arka duvardaki Asya kültürüne ait eşyalar çok hoş duruyor. Eee malum dışarıya da birkaç ahşap masa atılmış. Her şey tam tadında gözüküyor. İsterseniz gelip soğuk ya da sıcak kahvenizi yudumlayıp, hafif müzik dinleyip zamanınızı geçirebilirsiniz. İsterseniz akşam üstü saatlerinde daha da hareketlen Orman’da değişik ve kaliteli kokteyllerin tadını çıkarabilirsiniz. Biz akşam üstünden hemen önce uğramış, bir iki kokteyl içip ayrılmıştık.

Aklım ise hala dolapta duran ve yeni şişelenmiş cold brew’lerde. Malum kahveyi çok sevip de denemeden ayrılınca aklınızda kalıyor. Neyse efendim gördüğünüz gibi es geçtiğimiz şeyler bizim ayaklarımızı Cunda’ya tekrar götürecek gibi duruyor. Yollar ne zaman Türkiye’ye çıkarsa, Cunda bizi beklesin.

Son zamanlarda git gide popüler olmaya başlayan Ayvalık – Cunda hattında eğer Cunda tarafına yolunuz düşerse yukarıdaki mekanlara uğramadan ayrılmayın, oturun bir tadını çıkarın efendim. Tabii ki bizim yerimize de bir şeyler yiyip için. Hatırımız kalır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here