Tarık Tufan’ın Son Kitabına Kavuştum: Kaybolan

0
233
views
Tarık Tufan'ın Son Kitabı Kaybolan

“Yaralı bir hayvan gibi saklanmak için kendime kuytular arayıp dururken acı gerçeği kabullenmek zorunda kaldım: Kayboldum.” diye başlıyor Tarık Tufan’ın son kitabı Kaybolan. Cümlelerin altını çize çize okuyacağımı zaten daha başlamadan tahmin ediyordum da daha ilk cümleden böyle vurulacağımı bilmiyordum.

Baş kahramanımız Hakan 40. Yaş gününde kayboluyor. Daha doğru ifade etmek gerekirse kaybolduğunu fark ediyor. Tam olarak ne zaman nerede kaybolduğunu bulmak için de geçmişe yolculuk yapıyor. Tabii karısı Yıldız ve ilk aşkı Sonay’ı unutmamak gerek. Kitabın her bir bölümünde parça parça bu üç karakterin geçmişlerine gidiyor, bir anlamda şu an oldukları kişiye nasıl dönüştüklerinin puzzle’ını tamamlıyoruz. Hiç kolay bir yolculuk olmuyor. Malum insan genelde kötü olayları unutmayı, hiç yaşanmamış saymayı seçiyor. Hikayeyi ise bazen anlatıcının bazen de Hakan’ın kendi ağzından dinliyoruz. Bu kısım başta farklı gelse de okudukça alışıyorum.

Tabi ben kitabın konusundan çok dili ve tarzından bahsetmek istiyorum her zamanki gibi. Kesinlikle zor okunan bir dili yok ama tarzından dolayı kitap öyle bir günde okuyup bitirilebilecek bir kitap değil. Tabii bu kısmı eleştiri değil övgü olarak söylüyorum. Öncelikle her bir karakteri içselleştiriyor insan. Geçmişlerine, çocukluklarına, yaşadıklarına üzülüyor kendini onların yerine kolayca koyuyorsun. Sanırım olay da burada. O kadar kolay empati yapıyorsun ki dertlenip devam edemiyorsun. Durup biraz nefes alma ihtiyacı hissediyorsun. Tabii bir yandan da hikayenin sonunu deli gibi merak ediyor, okumaya devam ediyorsun.

Arka kapak yazısında da dediği gibi “Hayatın en çetrefilli meselesi, çözülmesi en zor sırrı, gerçekte kim olduğumuzdur… Bazıları kendisini bulabilmek için önce çok eskiden kaybettiklerini bulmak zorundadır.”

Kaybolmanın döngüsüne sıkışmış ve kendilerini arama yolculuğuna çıkmış bir adam ve iki kadının hikayesi. Ve bu yolculuğun 1 senedir gelemediğim, özlediğim hatta özlemek ne kelime tam anlamıyla burnumda tüten İstanbul sokaklarında geçmesi. Eh ben daha ne isterim ki.

Bunun yazdığım en zor kitap yorumlarından biri olduğu kesin. Bu yüzden son olarak “lütfen herkes okusun” diye bitirmek isterim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here