Tarih ile İç İçe Geçmiş Bir Roman: Yaz Sıcağı

0
232
views

Selamlar🖖🏻

Bu yıl kalemiyle tanıştığım yazarlardan biri de Defne Suman. Kendisiyle ilk olarak Kahvaltı Sofrası kitabıyla tanıştım. (Yorumuna şuradan bulabilirsiniz.) Kitabı o kadar çok sevdim ki ilk alışverişimde bu kitabını sepete attım. Ve son sayfasına kadar heyecanla okudum. (Şu an ki alışveriş listemde farklı bir kitabı var.)

Defne Suman kitaplarında en sevdiğim şeylerin başında sanırım tarih geliyor. Kahvaltı Sofrası kitabında sayfalar ilerledikçe yazar hem Saka Ailesi’nin hem de Türkiye’nin unutulmuş tarihine ışık tutuyordu. Bu kitapta da farklı bir tarihimiz konu ediliyor. Yazar bunu özel olarak mı yapıyor acaba diye araştırdığımda bir röportajındaki şu cümleleri dikkatimi çekti.

“Ben tarihi sadece kurguda değil hayatta vazgeçilmez görüyorum. Ben kendimi ne denli bağımsız bir birey olarak görsem de aslında üç, dört, beş kuşak önce aile büyüklerimin başından geçenler bugün benim bulunduğum yeri belirledi, bunu aklımdan çıkartmıyorum. Yeni tanıştığım insanların anne-baba hikâyelerini de çok merak ederim bu yüzden. Eğer hayatlarımızı bir Marquez hikâyesi gibi okuma fırsatımız olabilseydi, varlığımızın ve benliğimizin nasıl da başka insanların kararları veya mecburiyetleri yüzünden oluştuğunu açıkça görebilirdik. Bu sebeple, bir karakter yaratırken onun ninesini ya da dedesini düşünmeden hikayeye başlayamıyorum.” Bu cümlelerden sonra baş karakterimiz Sanat tarihçisi Melike’yi Melike yapan her şey daha da oturuyor kafamda.

Hikaye İstanbul’daki Bizans kiliselerini gezmek isteyen Petro ve Melike’nin tanışması ile başlıyor. Bu tanışma sonrasında Melike ailesindeki sır kapılarını birer birer aralıyor. Biz de Melike ile birlikte bu yolcuğa çıkıyor Türkiye tarihinde geriye gidiyoruz. Aynı zamanda İstanbul’u, Büyükada’yı, bir senedir göremediğim bu güzel sokakları karış karış geziyoruz. Melike modern ve güçlü bir şehir kadını. Ama sayfalar ilerledikçe anlıyorum ki o aslında küçük bir kız çocuğu.

Vereceğim her bir detay spoiler olacağı için aslında daha fazla kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum. Sadece son iki sayfa diyorum. Ne kadar ağladığımı, Melike’nin tüm yaralarını nasıl sarmak istediğimi bir ben biliyorum.

Size de daha fazla beklemeden Defne Suman kalemiyle tanışın diyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here