Okurken Soluklanmak İsteyeceksiniz: Hızlandıkça Azalıyorum

0
203
views
Hızlandıkça Azalıyorum

“İnsanların buna nasıl dayandıklarını anlamıyorum, isyan etmemiz gerekirdi.” diyor baş kahramanımız Mathea kocası Epsilon’a insanların ölmesi üzerine. Şöyle bir soluklanıp cümlenin altını çiziyorum. Aklıma en sevdiğim kitaptan bir alıntı geliyor. “Yadırgamıyoruz. Çıldırmamız gerek ama yadırgamıyoruz.” diyor orada da Umut kardeşi Başak’ın intiharı üzerine. Yazarın en sevdiğim kitabı Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra’da. “İsyan etmemiz gerekirdi ama yadırgamıyoruz bile” diyorum ben de.

Biraz soluklanmam gerekiyor. Çünkü Mathea bilmece gibi konuşuyor. Hani yaşlı insanlar olur durduk yere geçmişten bir şeyler anlatmaya başlarlar. Biraz durup anlamaya, parçaları birleştirmeye çalışır dinleyen de. Biraz öyle anlatıyor Mathea.

“Ben turuncuyum ve hiçbir şey turuncuyla kafiyeli değil”

O insanlardan çok korkuyor, iletişim kurmaya öyle çekiniyor ki üzerinde düşünmeden tek bir cümle kuramıyor. Kimse de onu görmüyor zaten. Baş kahramanımız bunu şöyle anlatıyor. Çilek reçeli seven ama ağzı sımsıkı kavanozları açamadığı için yiyemeyen Mathea kasiyerden yardım istemeye karar veriyor. Tabii ki üzerine dakikalarca düşünüp kasaya gidiyor ama kasiyer onun farkına bile varmadan reçeli kasadan geçiriyor. “Şayet beş dakika sonra kaçırılsam kasadaki oğlan ona benim resmimi gösteren polise beni daha önce hiç görmediğini söylerdi.” diyor bunun üzerine.

Her bir bölümde kafa sesini dinlediğimiz Mathea hakkında daha fazla bilgi sahibi oluyoruz. Sayfalar ilerledikçe uzakta duran, göremediğimiz bir nesneye yaklaşır gibi netleşiyor her şey. Okuması kolay değildi. 130 sayfa ama bir oturuşta bitiremedim mesela. Mathea’yı sevdim mi? Çok! Ama herkesin sevebileceği bir kitap olmadığını da söylemem gerekir. Bu ihtimali göz önünde bulundurarak yine de Mathea ile tanışmanızı öneririm.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here